Mirasçı Olmayan Kişiye Karşı Ehliyetsizlik, Yolsuz Tescil ve Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Pay Oranında Tapu İptali ve Tescil Davası Açılamayacağı
Miras hukukundan doğan uyuşmazlıklarda, terekedeki hakların korunması amacıyla açılan davalarda usul hukuku hataları sıklıkla davanın reddine sebebiyet vermektedir. Özellikle ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması veya yolsuz tescil nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında, davalının "mirasçı" olup olmaması, davanın "miras payı oranında" mı yoksa "terekeye iade" şeklinde mi açılacağını belirleyen temel kıstastır.
Bilindiği üzere, TMK'nın 599. maddesi hükmü uyarınca miras; murisin ölümüyle ve terekenin açılmasıyla mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar (menkul- gayrimenkul) üzerinde bu tarih itibariyle hak sahibi olurlar.
Elbirliği Mülkiyeti ve Temel İlkeler
TMK m. 599 uyarınca miras, murisin ölümüyle mirasçılara bir bütün olarak geçer. Birden fazla mirasçı varsa TMK m. 640’a göre miras ortaklığı doğar ve tereke, TMK m. 701 vd. uyarınca elbirliği (iştirak) mülkiyetine tâbidir.
Elbirliği mülkiyetinde, ortakların belirlenmiş payı yoktur; her birinin hakkı terekenin tamamına yaygındır. Tasarruf işlemleri (tapu iptali ve tescil gibi) oybirliği ile yapılır (TMK m. 702/2). Olağan koruma eylemleri (el atmanın önlenmesi, istihkak davası vb.) bir mirasçı tarafından tek başına açılabilir (TMK m. 640/4 ve m. 702/4). Ancak tasarruf niteliğindeki tapu iptali ve tescil davalarında tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi veya terekeye temsilci atanması zorunludur.
Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 11.10.1982 tarih ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu kural yumuşatılmış; bir mirasçı tek başına dava açabilir, ancak davaya devam için diğer mirasçıların muvafakati veya tereke temsilcisi atanması gerekir.
Davalının Sıfatına Göre Ayrım: Mirasçı vs. Üçüncü Kişi
Yargıtay yerleşik içtihatlarında, davalının kimliğine göre ikili bir ayrım yapmaktadır:
-Davalının Mirasçı Olması: Eğer dava, diğer bir mirasçıya karşı açılmışsa, bu durumda davacı mirasçının kendi miras payı oranında iptal ve tescil talep etmesi mümkündür. Çünkü bu durumda tescil, yine mirasçılar üzerinde kalmaya devam edecektir. Koruma niteliğindeki davalarda (el atmanın önlenmesi, istihkak vb.) tek mirasçı dava açabilir. Muris muvazaası gibi haksız fiil niteliğindeki davalarda pay oranında dava dinlenebilir (çünkü terekeye karşıdır).
-Davalının Üçüncü Kişi Olması: Ehliyetsizlik, yolsuz tescil veya vekalet görevinin kötüye kullanılması gibi hukuki nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil davalarında mirasçı olmayan üçüncü kişiye karşı yalnızca kendi miras payı oranında dava açılamaz.
Bu davalar tasarruf niteliğindedir ve terekenin tamamını kapsar. Bir veya birkaç mirasçının iştirak halindeki pay üzerinde tek başına tasarruf yetkisi yoktur. Dava tereke adına değil, kendi payı için açıldığında diğer mirasçıların paylarını kapsamadığı için muvafakat alma veya temsilci atama imkânı da doğmaz. Tereke temsilcisi dahi böyle bir davaya icazet veremez.
Neden Pay Oranında Dava Açılamaz?
Üçüncü kişiye karşı açılan davalarda işlem ehliyetsizliği veya vekalet görevinin kötüye kullanılması iddia ediliyorsa, mülkiyetin tamamı elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. Bir mirasçı tek başına payına hasren dava açtığında, bu dava diğer mirasçıların haklarını kapsamaz ve onlar adına da yürütülmez.
Bu tür durumlarda dava, tüm mirasçılar tarafından birlikte açılmalı veya bir mirasçı tarafından açılmışsa, diğer mirasçıların muvafakati sağlanmalı ya da terekeye temsilci atanması (TMK m. 640) yoluyla davanın yürütülmesi sağlanmalıdır.
Şayet dava yalnızca "pay oranında" açılmışsa ve terekeye iade talebi içermiyorsa, mirasçıların sonradan davaya katılması veya tereke temsilcisinin davaya icazet vermesi dahi bu usuli eksikliği gideremez ve davanın reddi gerekir.
YARGITAY KARAR ÖZETLERİ
“Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir. Taşınmazın vekil aracılığıyla davacılar adına intikal işlemi gerçekleştirildikten yani davacıların her birinin payları belli olacak şekilde tapu kaydı oluştuktan sonra diğer davalılara satış yolu ile devredildiği ve bu durumda davacıların kendi haklarına istinaden dava açtıkları hususları sabittir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince, mirasçıların terekede elbirliği halinde malik oldukları ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların tereke adına açılması gerektiği, mirasçılardan bir bölümünün payları oranında açtıkları davanın dinlenilmesine olanak bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı olarak gösterilen adı geçen kişilerin belirtilen tarihlerde öldükleri, davanın ise sonraki bir tarihte açıldığı anlaşılmakla, dava konusu olayda HMK 124. maddesini uygulama olanağı da yoktur. BAM tarafından dava usulden reddedilmiş olmakla, belirtilen davalılar yönünden işin esasına ilişkin araştırma ve incelemenin yapılmamış olduğu da açıktır. Adı geçen davalıların mirasçıları hakkındaki davanın taraf sıfatı yokluğundan reddedilmesi, diğer davalılar hakkında ise belirtilen açıklama ve ilkeler gözönüne alınarak araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2019/444 – Karar No: 2021/966 – Karar Tarihi: 23.02.2021)
“Dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve el atmanın önlenmesi gibi davaların dışında ehliyetsizlik, yolsuz tescil, vekalet görevinin kötüye kullanılması gibi davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca mirasçılardan bir tanesinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların davada muvafakatlerinin sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 640. madde) tartışmasızdır. Mirasçı olmayan kişiye karşı ehliyetsizlik, yolsuz tescil, vekalet görevinin kötüye kullanılması gibi hukuki nedenlere dayalı miras payı oranında açılan tapu iptali ve tescil davasının dinlenme olanağının bulunmadığı, tereke adına dava açılmadığına göre terekeye temsilci tayin edilerek yargılamaya devam edilmesinin de pay oranında açılan davanın dinlenmesini mümkün hale getirmeyeceği de açıktır.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2023/5358 – Karar No: 2025/3467 – Karar Tarihi: 01.07.2025)
“Murisin ölüm tarihine göre terekesi TMK’nin 701 ilâ 703 maddelerinde öngörülen elbirliği mülkiyetine tabidir. Bilindiği üzere, el birliği mülkiyetine tabi olan durumlarda ayrık haller dışında (TMK’nin 702/4 fıkrası) tüm mirasçılar tarafından dava açılması asıldır. Bir mirasçının tereke adına dava açması halinde ise, dava dışı mirasçıların açılan davaya muvafakat etmesi veya TMK’nin 640. maddesi gereğince terekeye mümessil tayin edilmesi ile davanın görülebilirlik koşulu bu şekilde yerine getirildiğinde davanın dinlenmesi olanaklıdır.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2014/10846 – Karar No: 2015/14004 – Karar Tarihi: 02.12.2015)
“Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir. Vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiası bakımından davacılar tarafından miras payı oranında açılan davanın dinlenemeyeceğinin gözetilmesi, muris muvazaası hukuksal nedeniyle miras payı oranında istekte bulunulabileceğinden bu iddia bakımından belirtilen ilkeler uyarınca inceleme yapılması, toplanan ve toplanacak deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiği, vekalet kötüye kullanılması iddiası bakımından pay oranında dava dinlenemez; muris muvazaası iddiası bakımından ise pay oranında talep mümkündür. Mahkeme her iki iddiayı ayrı ayrı incelemelidir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/1713 – Karar No: 2021/4815 – Karar Tarihi: 28.09.2021)
“Dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil davasıdır Somut olayda, mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; mirasbırakan ...’in davacılar dışında dava dışı mirasçılarının da bulunduğu dosya kapsamı ile sabit olup, davacılar tarafından mirasçı olmayan 3. kişiye karşı vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı olarak pay oranında açılan tapu iptal-tescil davasının dinlenme olanağının bulunmadığı gözetilerek, bu gerekçe ve sonucu itibarıyla davanın reddine karar verilmesi doğru olduğuna karar verildi” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2019/5005 – Karar No: 2021/1428 – Karar Tarihi: 15.03.2021)
“Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ve bağış sözleşmesinin iptali ile miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir. Somut olayda, mirasbırakan Meline'nin ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyetine tabi olup, davacılar dışında başka mirasçılarının bulunduğu sabittir. Davacılar tarafından ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak mirasçı olmayan kişiye karşı miras payları oranında açılan tescil istemli davanın dinlenme olanağının bulunmadığı gibi mirasbırakan tarafından düzenlenen ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptali de tüm mirasçılar tarafından istenilebilir. Öte yandan, tereke adına dava açılmadığına göre terekeye mümessil tayin edilerek yargılamaya devam edilmesi de pay oranında açılan davanın dinlenmesini mümkün hale getirmez. Hal böyle olunca, her ne kadar temlik tarihinde mirasbırakan ehliyetsiz ise de, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/1158 – Karar No: 2021/2077 – Karar Tarihi: 07.04.2021)
“Davacının taşınmazın murisi Ali B.’dan intikal ettiğini ileri sürerek önce miras payına ilişkin talepte bulunduğu, daha sonra yargılama sırasında talebini tereke adına değiştirdiği belirtilmiş ise de, davacının miras ortaklığı adına değil yalnızca kendi miras payı için tapu iptal ve tescil istemiyle dava açtığı tartışmasızdır. Buna göre mahkemece, davacının tereke adına değil de miras payı oranında talepte bulunduğu yönündeki kabulü yerinde ise de, iştirak hâlinde mülkiyet hükümlerine tabi bir terekede, mirasçıların bir kısmının üçüncüye kişiye karşı kendi paylarına hasren açtıkları tapu iptali ve tescil davasının dinlenilmesinin mümkün olmadığı, böyle bir dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından davaya diğer mirasçıların katılmasına (icazet vermesine) ya da terekeye temsilci tayin edilerek onun huzurunda davaya devam edilmesine olanak da bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2017/465 – Karar No: 2021/262 – Karar Tarihi: 16.03.2021)