Cinsel Suçlardan Hükümlülere Uygulanan Tedavi ve Yükümlülükler
Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, toplumun her kesimini derinden etkileyen, birey ve toplum üzerinde ağır izler bırakan suçlardır. Bu suçların faillerinin yeniden suç işlemesini engellemek, topluma uyumlarını sağlamak ve mağdurları korumak amacıyla 2016 yılında Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik düzenlenmiştir.
26 Temmuz 2016 tarih ve 29782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan bu Yönetmelik, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesine dayanılarak, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanmıştır.
Yönetmelik, Türk Ceza Kanunu'nun cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarından hüküm giyen kişileri kapsamaktadır. Suça sürüklenen çocuklar ise kapsam dışında tutulmuştur.
Hükümlüler hakkında cezanın infazı sırasında veya koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde şu tedbirlerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar verilebiliyor:
-Tıbbi tedaviye tabi tutulmak
-Tedavi amaçlı programlara katılmak
-Mağdurun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak
-Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak
-Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak
-Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak
Tıbbi tedavi kararı verilmeden önce, bünyesinde ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı ile üroloji veya endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı bulunan Sağlık Bakanlığı hastanelerinden sağlık kurulu raporu alınması zorunludur
"KİMYASAL KASTRASYON" TARTIŞMASI VE DANIŞTAY KARARI
Yönetmeliğin en çok tartışılan maddesi, 7. maddenin 1. fıkrasında yer alan tedavi tanımıydı. Bu maddede tedavi, "cinsel isteğin azalmasını veya yok edilmesini sağlayan yöntem" olarak tanımlanıyordu. Kamuoyunda "kimyasal kastrasyon" olarak bilinen bu düzenleme, ciddi tepkilere yol açması üzerine Türk Psikiyatri Derneğinin, söz konusu maddenin Biyotıp Sözleşmesi'ne, Anayasa'ya, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a ve Hasta Hakları Yönetmeliği'ne aykırı olduğunu ileri sürerek açtığı iptal davası sonucunda Danıştay 10. Dairesi, E.2016/12975, K.2020/3048 sayılı ve 17.09.2020 tarihli kararıyla, 7. maddenin 1. fıkrasındaki "…ile cinsel isteğin azalmasını veya yok edilmesini sağlayan yöntemdir" ifadesini hukuka aykırı bularak iptal edilmiştir. Gerekçe cinsel isteğin azaltılması veya yok edilmesi, Kanun'da belirtilen "tedavi" kapsamında düzenlenmemesiydi. Bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24.11.2021 tarihli E.2021/275, K.2021/2628 sayılı onama kararıyla kesinleşti. Ancak Danıştay, Yönetmeliğin geri kalan maddelerinde hukuka aykırılık görmedi. Yani "tedavi" kavramı, iptal edilen ibare dışında, mevzuatta varlığını sürdürüyor.
ŞARTLA TAHLİYE BEKLENMEDEN TEDAVİ KARARI VERİLEBİLİR
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 17.04.2026 tarihli ve 2025/3892 Esas, 2026/3043 Karar sayılı ilamında, sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 6 yıl 18 ay hapis cezasına hükümlü bir kişi hakkında, Cumhuriyet Başsavcılığı, Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca tedavi veya yükümlülüklerin belirlenmesi için İnfaz Hâkimliğine yapılan başvuruda, İnfaz Hâkimliği "hükümlü hakkında henüz koşullu salıverme kararı verilmediği" gerekçesiyle talebi reddettmiş, bu karara yapılan itiraz da Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bunun üzerine Adalet Bakanlığı, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna başvurmuş ve Yargıtay;
"5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinin 9. fıkrası ile Yönetmeliğin 1 ve 6. madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, cinsel suçlardan hüküm alanlar hakkında, cezanın infazına başlandıktan sonra cezanın infazı sırasında veya şartla tahliye edildikleri takdirde denetim süresi içerisinde, Cumhuriyet savcılığının talebi üzerine tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçının uygulanmasına İnfaz hâkimliğince karar verilmesinin mümkün olduğu (…) İnfaz hâkimliğince hükümlü hakkında şartla tahliye kararı verilmediğinden tedavi ve yükümlülük kararı verilemeyeceğine ilişkin değerlendirmenin yerinde olmadığı anlaşılmıştır." şeklinde karar vermiştir
Bu kararla birlikte, tedavi ve yükümlülük kararı verilebilmesi için hükümlünün koşullu salıverilmesinin beklenmesine gerek olmadığı, cezanın infazı esnasında da bu kararların verilebileceği ortaya konmuştur. (Benzer kararlar için bakınız Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/5582 E, 2025/1324 K.; Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/6498 E. 2025/1076 K. ; Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/6620 E. 2025/839 K; Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/5579 E. 2025/842 K;)